Benden sonra öldürülmüş (terkedilmiş) sünnetlerimden tek bir tanesini ihya eden, o sünnetle amel edenlerin sevabı kadar sevap alır. Onların sevaplarından da bir şey eksilmez.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) Hz. leri bir hadis-i şerifin de , Allah (c.c) Hz. leri buyuruyorki :
___ Kim Kur’an ile meşgul olursa ve de benden bişeyler istemeye vakit bulamazsa ben ona isteyenlerden daha fazlasını veririm. Buyurmuşlardır.
___ “Allah (c.c) Hz. lerinin kelamının üstünlüğü, başka yaratıklara karşı benim üstünlüğüm gibidir” hadis-i şerifi de...
İmanın Şartları Altıdır,
İslamın Şartları Beştir,
Abdestin Farzları Dörttür,
Guslün Farzları Üçtür,
Namazın Farzları Onikidir,
Teyemmümün farzları ikidir.
Üstte Yazılanları sırasıyla tek tek açıklamasını yapalım. Bildiğiniz gibi Farz, Allah (c.c) Hz. lerinin kesin emridir. Bilinçli olarak bilerek terk etmek çok büyük günahtır. İman Dil ile söylemek kalp ile...
Bazı horozlar güneşin kendileri sayesinde doğduklarını zannederler.
Zenginlik kullanılacak bir silahtır ama, kesinlikle tapınılacak bir ilah da değildir.
Gençler ihtiyarların aptal olduklarını zannederler, ancak ihtiyarlar gençlerin aptal olduklarını zaten bilirler.
Biri sizleri bir kez aldatırsa suç onundur. İkinci kez de aldanırsanız emin olun suç sizindir.
Şayet güneşi gözden kaçırdım diye ağlarsan, yıldızları da kaçırırsın.
Sıkça gülen insanlar çok kederli olup yapmacık bir neşe ile kederlerini örtmek isterler.
Affetmek ve unutabilmek iyi insanların intikamıdır.
İnsanlara en adilce dağıtılan büyük nimet akıldır. Zira hiç kimse aklından şikayetçi değildir.
Bir dostun sıkıntılarına kim olsa ortak olur, bir dostun başarılarına ise sadece yüksek bir ruhta olanlar sevinir.
Hayatımız hızla akan bir nehirdir. Altınlar gibi parıltıları akıp gider, sonunda bizlere sadece kumu kalır.
Yanlış yapmayan insanların hayatı haraptır, nedeni ise gelişme imkanlarından tamamen mahrum olmalarıdır.
Acı akıllı insanların hocasıdır.
Allah'tan uzaklaşan kimse, Allah'ı aramayan insan ne kendinde ne de kendisi dışında saadeti ve hakikati bulamaz.
Zeki olmakla gurur duyan insan, hücresinin büyüklüğüyle övünen idam mahkumuna benzer.
Aradığını bilemeyen bulduğunu da anlayamaz.
Dünyanın en yoksul insanları, paradan başka hiç bir şeye sahip olmayanlardır.
At koşamazsa çok üzülür, köpek koku almazsa çok üzgün olur, İnsanlar ise ruh temizliğini, faziletini yitirdiği gün felakete düşer.
Suçu affeden asildir ancak özür dileyen çok daha asildir.
İnsanın en büyük dostu zorluklardır. Çünkü insanı karşılaştığı zorluklar kuvvetlendirir.
Zulmün topu ve güllesi var, kalesi var ise hakkın da asla bükülmez kolu dönmez yüzü vardır.
İNSANLIK ALEMİNDE KÖTÜ HUYLARDAN BAZILARI
İNANMAMAK
Kalpler ile işlenmiş olan ve işlenen kötülüklerin en kötüsü en büyüğü Alllahü tealaya inanmamak yane ateist olmaktır. Bütün insanoğluna iman etmek emrolunmuştur. Son Peygamber Muhammed (s.a.v) Efendimizin Allah (c.c) Hz.'lerinden getirmiş olup bildirdiği herşeyin hepsine bütün kalbimizle inanıp dil ile söylemeye İMAN denir. Şayet söylüyememeye engel bir hal var ise, söyleyememek affolunur. İnanılması gereken bir şeye inanmamak inkar etmek direk "Küfür" olur. İnanmayan her kim olursa olsun olsun onlara kafir denir. Allahü-teala'nın varlığını birliğini anlamamak ve düşünmemek çok büyük günahtır. Bizlere bildirilen yasak ve emirlerden bir tanesine bile inanmamak, diğer hepsine birden inanmamaktır. Her hangi bir kimsede imanın olması için, İslamiyetin inançsızlık (küfür) alameti saymış olduğu şeylerden sakınılması gerekmektedir. İslamiyetin bizlere emrettiği yasak ve emirlerinden tek bir tanesini hafife almak, Kur'an-ı Kerim ile meleklerle yahut da, Peygamberlerden biri ile dalga geçip alay etmek, küfürün ta kendisidir.
İnanmak Üç Türlü Olur:1 - Duymadığı, işitmediği, düşünmediği ve de araştırmayıp cahil kaldığı için inanmayan kafirdir. Örneğin dağda yetişipte hiç bir din duymayıp putlara tapanlar işte böyledir. Bunlar ne Cehennemem ne de cennete giremiyeceklerdir. Bütün yaşayan hayvanlar gibi toprak edilip yok edileceklerdir. İslam dinini duymayan ve kafirlerin küçük yaşta ölen çocukları da böyledir. Duyup da hiç bir şekilde inanmayanlar yahut da yanlış inananlar kesinlikle affedilmeyecektir. Sonsuz azaba ducar olacaklardır.
2 - Bilipte hala inat ederek inanmamak, kafir olmakdır. Kendilerini büyük görmekten rütbe ve mevki sahibi olmayı sevip gururlanmaktan, ayıplanmaktan korkmak sebebi ile meydana gelir. Firavun ve yoldaşları da böyle inanmamışlarmıydı. Musa (a.s) mın kerametlerini, mucizelerini görmüş oldukları halde iman etmediler. Bizim gibi olan insana, bizler inanmayız dediler. Kendileri gibi bir insan olanın Peygamber olacağını reddettiler kabul etmediler. Helak oldular. Ama kendileri gibi insan olan Firavuna (haşa) tanrı ve ilah dediler. Ona taptılar. Rum imparatoru Herakliyüs da saltanatlarından, tahtından ayrılma korkusu ile, iman etmedi.
3 - İslam dinininde, imansızlık alameti kelimeleri sözleri söyleyenler ve de işleri yapanlar, kalplerinden iman etmiş olsalar bile inandıklarını söyleseler de inanmamış olurlar.
İşte bunlar küfre sebep olan işler ve de sözlerdir. Bazıları şunlardır :__ Allah (c.c) Hz.'lerine yakışmayan kelimeler, sözler söylemek.
__ Melekleri basitleştirici, küçültücü sözler sarfetmek.
__ Kur'an-ı Kerim'de ismi gecen peygamberlerimizden bir tanesini bile inkar eden.
__ Kendilerine çok yardım ve iyilik yapan birilerine Peygamber (s.a.v) Efendimizden daha iyi diyenler.
__ Kumara, İçkiye, Faize helal diyenler.
__ Ahiret aleminde olacak şeylere inanmayıp alay edenler.
__ Kıyamet ve kabirdeki azaplara inanmayanlar.
__ İslami bilgilere inanmayıp bunları ve de din alimleri ulemaları aşağılamak.
__ Kafir olmayı tercih etmek veyahut da, öyle olacağım diye yemin etmek.
__ Kafir olacağını bile bile kafir olmasına sebebiyet veren bir işi bilerek yapmak.
__ İnsanlarla alay etmek, kafir olmasına neden olacak her hangi bir söz söylemek.
Sevgili müslüman alemi, kalplerde imanın eksik bozuk olması ve de islam dininin emretmediği şeyleri ibadet sanmak da büyük günahlardandır. Peygamber (s.a.s) Efendimizden ve eshabından sonra ortaya çıkan bir takım inanışlar ve ibadet sandıkları şeyler, sapıklıktan başka bişey değildir yanlıştır. Bu tip inanışlara BİDAT denir. Kalpleri ve bedeni bunlardan temizlemek şarttır. Bazı kalplerin hastalıkları olan kötü huyların ve yaptıkları işlerin hepsini terketmelidir. Ölüm kaşla göz arası kadar yakındır. Birdaha işlememek üzere tevbe edip Rabbinize dönün. Peygamber Efendimizin sözlerine kulak verin. En çok sevdiklerinizi kaybettmedinizmi bu annede olur baba da olur kardeş veya arkadaş da olur bunlardan ibret alıp zararın neresinden dönersek bizler için kardır. Kaybettiklerimiz giderken Rabbinin huzuruna, yaptıkları ibadetler ve de amellerle yüzü ak çıkıcaklar şayet bunları yapmayıp nefislerine uydularsa vay hallerine. Biz kulları Yüce Allah sadece yiyip içip gezmek yada sadece çalışmak için yaratmadı dünya aleminde fırsatımız varken Allahu Tealanın buyurmuş olduğu emirleri yerine getirelim ölüm gence yaşlıya bakmaz ben geliyorum demez muhakkaki bizlerin kapısıda çalınacaktır kardeşlerim gençken emirlere uyalım. Gelen belalara sabredelim sıkıntılara göğüs gerelim ne gelirse Hak'tandır.Peygamber Efendimizi düşünün çekmediği çile çekmediği dert kalmadı açlıktan karnına taş bağladı yinede şikayet etmedi onun ayağının tozu olamam. Eyüp Sultan Hz.'lerini düşünün bizler onun gibi olamayız ama örnek alalım ne büyük imtihanlar yaşadı ama bedeninle ama sevdiklerinle. Bizler ise en ufacık bir sıkıntıda hemen şikayet ediyoruz. Bilmezmisiniz kardeşlerim Yüce Hak sevdiğine verir imtihanı kulum bakıyim şikayet edecekmi yoksa senden gelene razıyım diyecekmi şayet şikayet etmezsek ne büyük sevapları ecirleri mertebeleri var Allahu-Teala sabredenlerden şükredenlerden etsin. AMİN
Allah (C.C) Hazretleri, ibadet edmemiz için kudsi hadislerinde şöyle buyuruyor:"Ey İnsanoğlu, Tevbe gibi geçerli bir yardımcınız yok. İlim gibi değerli bir ibadet yok. İhlaslı namaz gibi makbul olan bir namaz yok. Başarıya denk bir mutluluk yok. Akıldan daha üstün bir güzelik yok. Cehaletten daha kötü bir fenalık yok..
Ey İnsanlar bana ibadet için zaman ayırın ki, sizleri ihtiyaçlarınızdan kurtarıyım, evinizi bereketle bedeninize de, sıhhat vereyim. Beni anmaktan ve bana ibadet etmekten sakın gaflete düşmeyin. Eğer gafil olursan seni sıkıntıya düşürürüm, bedenine de çeşitli dertler veririm,kalbini gam kasvetle doldururum.
Ey İnsanlar, sana verdiğim sihatle bana ibadet etme gücü kazandın. Benim verdiğim hidayetle benim farzlarımı yerine getirme gücü kazandın. Benim verdiğim rızkımla bana isyan etmeye kuvvet kazandın. Benim ihsanım içinde yoğruldun, niymetimle de güzelleştin. Ancak sen beni unuup başkalarını hatırlıyorsun ve de bana şükretmiyorsun.
"Kim gecelerini ibadet ederek, gündüzlerini de oruç tutup namaz kılarak ve bana dua ederek geçirirse, ben o, kuluma çeşit, çeşit ikramlarla ona iftar veririm. Gecenin bir yarısında kalkıp namaz kılarsa Allah katında çok şerefli bir kul olur. Kimki haram olan her şeyden sakınırsa ateşin ısısından korurum.
Ey İnsanlar, Günün başında kılınması şart olan dört rekat namazdan geri kalma ki, bende seni o, günün sonuna kadar gözeteyim. Benden başka ibadet edicek başka bir ilah yoktur. Ancak ve ancak hak varlık ben varım. Muhammed (s.a.s) benim kulumdur ve Peygamberimdir.
Nemrud'un İbrahim Peygamber'içine atmak için ateş yaktıkları yer olan ve de etrafı su ile çevrili bu bahçe'ye Urfa'lılar Anzerha diyolar. Aslı "Aynzerka" olan etrafı sular ile çevrili bu bahçe'ye Urfalılar, Anzerha aynı-kaynak, Zerka da Nemrud'un kızının adı olmak üzere, Zerka'nın kaynağıdır. Bir anlatıma göre Babil'de yaşayan Nemrud, bir rüya görmüşve bu rüyanın etkisinden bir türlü kurtulamamış. Bütün kahinleri toplayıp rüyasını yorumlamasını istemiş. Kahinler hep bir ağızdan şu şekilde cevap verirler : "Senin vatanında bir cocuk doğacak. Hem seni hemde ülkeni mahvedecek..." Kahinlerin verdikleri bu cevap üzerine Nemrud Babil'den kalkıp şimdiki Urfa'ya gelmiş ve yeni bir şehir kurmuşlar. Kurmuş olduğu şehirde kadın ile erkekleri ayırmış ve de doğacak olan bütün çocukların'da öldürülmesini emretmiş. İbrahim Peygamberin babası Nemrud'un en güvendiüği kişilerden biriymiş. Bunun içinde karısı Nuna ile birlikte kalmış. Nuna İbrahim'e hamile kalınca Kocası Nemrud'un öfkesinden korktuğu için, onu mağaralardan birine görürüp orda bırakmış.
Kral Nemrud bütün halkını toplayıp sıraya dizmiş ve de:
Rabbiniz kimdir? diye sorar. Halk'da cevaben
Sensin ya Nemrud ? diye cevap verirler ve de bir parça tahılı hakkerderlermiş. Bir gün Hz. İbrahim de buraya azık almaya gelmiş ve de Nemrud ile tartışıp onu susturmuş.
Nemrud sormuş :Senin Tanrın Kimdir?
Benim Tanrım Allah-u Teala dır demiş.
Nemrud tekrar sormuş ?
Senin Tanrın ne yapar?
İbrahim Peygamber cevap vermiş:
Benim Cenabı hakk'ım hem öldürür hem de diriltir.Bu konuşmanın üzerine Nemrud bulunduğu yerden iki adam çağırtmış birini öldürmüş, diğerini'de serbest bırakmış ve de İbrahim'e İşte bende birisini öldürdüm Ötekisini de affetim serbest bırakıp bağışladım ve de can verdim demiş.
İbrahim Peygamber bu sefer de ;
Benim Rabbim Tanrım güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene? Demiş. (Bakara suresi Ayet:258)
Bu duruma çok kızan Nemrud, İbrahim Peygambere buğday vermemiş.Hz. İbrahim yolda yürürken elinde bulunan çuvallara, evdekiler boş görüp üzülmesinler diye yoprakla doldurmuş. Bu arada uykusu gelmişİbrahim (a.s)lam eşeğini yolun bir kenarına çekmiş ve uyumaya dalmış. Biraz sonra eşek, kendi kendine evin yolunu tutmuş. İbrahim (a.s) lam uyanmış ancak eşeğinin gitmiş olduğunu farketmiş ve yürüyerek evine dönmüş. Evde kendisini kapıda karşılayan zevcesi (eşi) Sara ona getirdiği buğday'ların çok iyi cinsten olduğunu anlatmış ve de pişirdiği lezzetli ekmekleri önüne koymuş. "Halil İbrahim bereketi" sözünün burdan çıktığını söylerler.