ALLAHA PEYGAMBERE VE KURANA KARŞI GÖREVLERİMİZ
ALLAHA PEYGAMBERE VE KURANA KARŞI GÖREVLERİMİZ

A_ Şanı Büyük olan yüce Allah’a Karşı  Görevlerimiz:

Yeri Göğü insanlığın faydalanması için sonsuz niymetleri yarattı Bizi yoktan var etti bedenimizi mükemmel organlarla donatı  Allah (c.c )  İnsanlara üstün özelliklere verdi. Bütün bunların karşılığında da  Bizim Allah (c.c) emirlerini seve seve yerine getirmemiz gerekmezmi ?
Bu görevler:
Allah’ın var olduğuna bir olduğuna inanmak
Şanı Yüce Allah’ın emrettiği hükümleri yerine getirmek
Hükümlerine uygun hareket edip men ettiklerinden sakınmak.
Allah Zü’l-Celal Hazretlerini seven günah işlemez. Hiçbir canlıyı incitmez.
Allah (c.c) her şeyden çok sevmek
O’nun adını sevgi ile saygı ile zikretmek

Verdiği nimetlere şükür halinde olmak

Göklerin ve yerin mülkü  O’nundur diriltir ve öldürür, O her şeye kadirdir”
“” O Allah’dır ki, sudan bir insan yarattı da onu soy ve hısım diye ikiye ayırdı. Senin Rabbin her şeye kadirdir”, (el Hadid: 2-3).

B- Peygambere Karşı Görevlermiz Nelerdir ?
Alllah (c.c) Habibini sevenleri sever. Resulullah (s.as) Efendimiz insanlığın en yücesi, nebilerin kamillerin en büyüğüdür. Levh ve Kalem, Arş Yerler Gökler Melekler Cennet, Cehennem ve bütün evren  zerresine dek O’nun nurundan yaratılmııştır. Sevgili Peygamberimiz müslümanlığın yayılması için çekmediği sıkıntılar kalmadı inanılmaz güçlüklerle karşılaştı,islamın nuruyla yolumuzu aydınlattı. Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) Efendimize yönelen,Allah (c.c) yönelmiş, O’nu seven Rabbini sevmiş, O’na aşık olan Rabbine aşık olmuştur.
Bu sebeple;
Onun en büyük son Peygamber olduğuna inanmak,
Peygamber efendimizi çok sevmeliyiz, adı anıldığında selavat-i şerife okumalıyız, çizdiği yoldan gitmeliyiz
 Sevgili Peygamber efendimizin ahlakınla ahlaklanmak.
“Sevgili Peygamberimiz baştan başa manadır. O ne  anlatılabilir, ne de anlaşılabilir.”

C- Kur’an’a Karşı Olan Görevlerimiz :          
Kur’an-ı Kerim Yüce Allah (c.c) tarafından son peygamber aracılığı ile gönderilen son kitap olduğuna inanmak,
Kur’an-ı adabına  göre okumak,
Manasını anlayarak okumaya çalışmak
Kur’an-ı okurkan  ve dinlerken son derece saygılı olmalı konuşmadan dinlemeliyiz.
Kur’an’ın yapma dediklerinden sakınıp emrettilklerini yapmamız gerekir.

İbadet Allah (c.c) saygı ve ta’zim göstermektir. Bizi yaratıp nimetlerine müstağrak kılan yüce Tanrı’ya kulluk görevimizdir. İyilik gördüğümüz herkese bize otobüste yer verene bir bardak su ikram edene teşekkür ederiz. Şu alemleri bize boyun eğdiren arzı, gıdalarımızı bitirmek için emrimize veren, yıldızları, bulutları, güneşi bizler için çalıştıran Allah’ımıza şükretmemiz gerekmez mi? nefes alış vücuda oksijen götürür nefes veriş vücuttaki gazları zehirleri dışarı atar. Sadece bir nefes alışverişte  Yüce Allah’ın iki nimeti mevcuttur. Kulak nimeti, Göz nimeti, El ayak nimeti, Akıl nimeti, akıl nimeti ve sıhhat nimeti hep Allah (c.c) lütuflarıdır. Her nimet bir teşekkür gerektirir. Bu kadar nimete karşı kim teşekkür görevini layikiyle yerine getirebilir? Kimse bunun  altından kalkamaz. Bari Allah’ın emrettiklerini yapalım. Resulullah’ın sünnetine yapışalım da Cenabı Hakk’ın rahmetine kavuşmağa bakalım. Teşekkür, nimetin çoğalmasına vesile olur. Rabbimiz “Hakkıyla şükrederseniz, nimetlerimi arttırırım, nankörlük ederseniz azabım şiddetli olur.” Diyor. Şükür sözden çok fiili ile (ibadetle) olmalıdır. Fi’li şükür de ibadettir. Bizim yapmış olduğumuz ibadete ahşa Yüce Allah (c.c) ihtiyacı hiç bir şekilde yoktur. Bizlerin faydalanmamız için Allah (c.c) birtakım ibadetleri bizlere farz kılmıştır. İbadet insanoğlunun ruhunu paklar, onun cennete uçmasına vesile olur. Ruh daha da yücelmek için dünya alemine gönderilmiştir. Bir ayette Allah (c.c) “Ben insanoğlunu, cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”demiştir. İbadet dini, başlıca görevimizdir. Allah (c.c) ait bir haktır. Yaradana ait bu hakkı O,ndan başka hiç kimse değiştiremez. Oruç, Namaz gibi hakkında sarih emirler bulunan ibadetlerde ne reform olabilir, ne de bunların en ufak bir tarafına dokunulabilir. Allah (c.c) nasıl emir buyurmuşsa Peygamber (s.a.v) ve de ashabı kiram nasıl yapmış iseler öyle yapılıcaktır. Zaman ya da mekanın değişmesiyle bunların hiç birinde değişiklik olması söz konusu bile değildir.

SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ:
Resulullah (s.a.v) Efendimiz, kendi nurundan yaratılan bu evren hitabının özü aslıdır. Sayın Mahmut Saadettin Bilginer “Allah ve İnsan” isimşi eserinde bu noktaya yani O’nun evrendeki nurunu güzel bir teşbihle şöyle anlatır: “Bütün eşyanın aslı, insan dahil, Hz Muhammed’in değişmeyen nurudur.” Bu, aynı yerde yüz ayna olsa ve bunların ortasında da yanan bir elektrik ampulü bulunsa, dıştan bu aynalara bakıldığında yüz ampul ışık veriyor sanılır. Ancak gerçeği bilenler yalnız bir tek ampulün bütün aynalara ışık verdiğini bilirler Kısaca diyebiliriz ki zuhurun kemali İlahi hakikat. Resulullah (s.a.v) Efendimizin hakikat aynasından tecelli etmiştir. O,nun sözleri Rabbimizin buyuruklarıdır. Allah-u Zü’l-Celal Hazretleri’ne giden yol, kesinlikle Resulullah (s.a.v) Efendimizden geçer. Ondan başka hiç bir yol, köprü ve de geçit yoktur. Resulullah (s.a.v) Efendimize uymayan, itaat etmeyen Rabbine isyan etmiş buyruklarını  hiçe saymış olur ki, bu dinimizde en büyük küfürdür. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular: “Sizden hiç biriniz mü’min olamaz, ta ki arzusu ve ameli benim getirdiğim şeriata uymadıkça. Yüce pir Mevlana Sultan, Resulullah (s.a.v) efendimizin Allah (c.c) Hazretleri katındaki değerine büyüklüğüne değinerek duyduğu hayranlığı, sevgi ve saygıyı şöyle belirtiyor: “Bugün her nerede neşe zevk, şevk varsa hepsi fezail-i Muhammediyye’nin eseridir.” “Ben sağ olduğum sürece Kur’anın kulu, kölesi, bendesiyim. Muhammed Muhtarın yolunun tozu, toprağıyım.” Eğer bir kimde benden, bundan başkasını naklederse, ben ondan da bizarım, o sözden de bizarım (bıkmışım-bezmişim).”Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) baştan başa manadır. O ne anlatılabilinir, ne de anlaşılabilinir. Herkesin O’nu anlaması ve anlatması başka başkadır. Resulullah (s.a.v) Efendimiz’i anlamak manen O’na yakınlığın derecesiyle oranlıdır. O’nu en çok ve en iyi anlayanlar kalben ruhen O’na en yakın olanlar, ruhaniyetine erenler, kalb gözüyle görenlerdir. Peygamber Efendimize yönelen Allah-u Zül-Celal Hazretlerine yönelmiş, O’nu seven Rabbini sevmiş, Rabbine aşık olmuştur.

Bu yazı 183196 kez okundu.

 

İlgili Yazılar

Yorumlar
  1. Melisa Gürgen
    21 Aralık 2010

    Bu site  çok  güzel  olmuş ödevimde çok  yardımcı  oldu
     

    Cevapla
  2. mertcan♥
    09 Ocak 2011

    süper paylaşım çok beğendim allahımıza görvelerimz bunlarmış çok tşkürler

    Cevapla
  3. begüm yıldız göksu
    24 Mart 2011

    ya daha farklı birşeyler yokmu çok lazım bana

    Cevapla
  4. ayşe çetin
    28 Mart 2011

    harika olmauş burava

    Cevapla
  5. bahriye çetin
    28 Mart 2011

    çok güzel olmuş buravo

    Cevapla
  6. sinan tekin
    30 Mart 2011

    bulduuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuum
     

    Cevapla
  7. sena nur
    11 Aralık 2011

    çok güzel
     

    Cevapla
Yorum Yapın
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Yorumunuz