Günlerden birgün, Hz. Ömer, Peygamber (s.a.v) Efendimizin yanına gitti. Gördü ki, Efendimiz bir hasır üzerinde oturmuş ve de mübarek teni üzerine hasır’ın izleri çıkmıştı. Efendimizin teninde hasırın iz bıraktığını görünce, Hz. Ömer ağladı. Kahinatın efendisi, yaratılmışların en şereflisi, en üstünü yüzüsuyu hürmetine yaratılan Efendimiz sordu? — Neden ağlıyorsun ya Ömer? — Neden ağlamıyayım ki, ya Rasulallah. Kayser Kisra imparatorları bu kadar nimetler içinde yüzüp kalın döşekler içerisinde yatarlar. Onlar ki, Allah (c.c) düşmanlarıdır.. Sen ki Ya Resulallah Allah’ın sevgilisi iken bu mübarek tenin hasır iziyle yol yol olmuş. Altınıza bir döşek alsanız olmazmı? — Ey Ömer, Onlar öyle kavimdirler ki, ahiret tin güzelliğini istemeyip, dünyanın lüksünü, rahatlığını isterler. Biz ise, öyle bir kavimiz ki, Ahiret güzelliğini ve rahatlığını dünya güzelliğine ve rahatlığına tercih ederiz. Ey ya Ömer: Bu dünya, ahirete nisbetle şuna benzer ki, bir kimse denize serçe parmağını soksa, o serçe parmakta ne kadar su ve yaşlılık mevcut olursa olsun, sıcak bir yaz gününde kısa bir zamanda o yaşlılık buhar olup uçar gider. Dünyanın var olması serçe parmaktaki su gibidir. Bel bağlamaya gelmez. Bu dünyanın bunun gibi olan hayallerine aldanan kimselere çok yazıklar olsun, ya Ömer…..
Bu yazı 172778 kez okundu.