Buradasınız:Anasayfa » Dinler Tarihi » DİNLER TARİHİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİ

DİNLER TARİHİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİ

Eskiden din bir ilim mevzuu olarak ayrıca incelenmezdi. Bütün ilimler gibi o da felsefenin içinde bir bölüm kabul edilirdi. Dinin bir ilim mevzuu olarak incelenmesi meselesi, diğer ilimlerin felsefeden ayrılmalarıyla ortaya çıkmıştır. Dinin subjektif ve objektif olmak üzere iki cephesi vardır. Dinin subjektif cephesine önem veren piskologlar, O nun psikoloji ilminin içinde incelenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Dini objektif cephesi yönünden ele alan sosyologlar ise O nun sosyoloji ilminin içinde incelenmesinin doğru olacağını söylemişlerdir. Fakat tarih ilminin gelişmesiyle dinin felsefeden ayrı olarak incelenmesi lüzumu hasıl oldu. Zira bugün tarih eskiden olduğu yalnız hükümetlerin siyasi değişikliklerinden bahsetmiyor, siyasi tarihin yanında “Medeniyet tarihi” var ki, millet ve cemiyetlerin teşkilatlarından maddi ve manevi ilerlemelerinden sanat ve teknikteki maharetlerinden bahsederek itikad ve dinlerdeki değişiklikler hakkında geniş bilgi veriyor. İşt ebu nedenle din bir ilim mevzuu olarak kabul edilmiştir.Bu hususta Voltaire (1694-1778) ve Herder (1744-1803) gibi ilim adamları tarafından kitaplar yazılmış olmasına rağmen dinin bir müessese olarak incelenmesi ancak Bückl ün (1821-1862) gayretiyle ve eseriyle mümkün olmuştur. Dinlerin mahiyetlerinden, gelişmeleri ve dış görünüşlerinden bahseden din ilmi, iki bölümü içine alır:
A – DİN FELSEFESİ :
Din felsefesi dinlerin iman kökleri üzerinde durur ve aralarındaki ilişkileri inceler. Garpta Hıristiyan kilisesinin ilk idarecileri dinin felsefi bir gözle tetkikinden büyük endişe duyduklarından buna iz,in vermemişler ve bu zihniyet ortaçağ boyunca devam etmiştir. Daha sonraları eski ve yeni Ahid’in metinlerinin imkan verdiği nisbette buna razı olmuşlarsa da bu bir din felsefesi sayılmaz batıda  din felsefesi  Endülüs’ten taşan İslam’ın irfan ışıkları sayesinde  başlamış ve reformu hazırlamıştır. Son zamanlarda Alman filozoflarından Kant (1724-1804) ve( Schleirermacher (Şılayırmaher 1768-1834) sistemlerini din felsefesi üzerine kurdukları halde buna gereken değeri vermemişlerdir. Garpta din felsefesine layık olduğu yeri Hegel kazandırmıştır. Halbuki İslam aleminde din felsefesi çok erken başlamıştır. Hicri 1.asrın ikinci yarısında Basra’da kurulan “Kelam” mektebi ile temeli atılmış, Mutezile başlarının gayretiyle son haddine varmış ve İslam’ın en mühim iman meseleleri tartışma konusu edilmiştir. Böylece hızlanan kelam ve felsefe faaliyeti, bu mevzularda İslam aleminde büyük otoritelerin yetişmelerini sağlamışlardır.

B – DİNLER TARİHİ .
Din ilminin önemli ikinci bölümüde Dinler Tarihidir. Din ilminin özel bir ilim olarak kabul edilmesinden sonra ilmi ilerlemeler ve bazı keşifler Dinler Tarihinin kurulmasını sağlamıştır. İlmi araştırmalar Tarih ilminin gelişmesine ve karanlık kalan devirlerin aydınlanmasına yarayan vesikalar temin etmiş bu vesikalar da Dinler Tarihi için çok önemli olmuştur.  Mitoloji, Etnografya, Filoloji Arkeoloji ve Folklor sahalarında yapılan yeni keşifler sayesinde son zamana kadar bilinmeyen fakat yaşamış olan kavim ve milletlerin bıraktıkları anıt kitabe ve kitaplar okunmuş yaşayış anane ve inanışları tesbit edilerek terceme edilmiştir. Böylece tarihte yaşamış fakat kaybolmuş milletlerin dini yaşayışları bilinince Dinler tarihinin sahası son derece genişlemiş ve bu suretle kurulan Dinler Tarihinin sahası son derece  genişlemiş ve bu suretle kurulan Dinler Tarihi Batıda ve İslam aleminde gelişmiştir.

Bu yazı 247154 kez okundu.

Yazar Hakkında

Yazı Sayısı : 489

Yorumlar (1)

Yorum Yaz

© 2013 Yaradan.com

Yukarı Dön