DİNLERİN KIYASLANMASI BÖLÜM 3.
DİNLERİN KIYASLANMASI BÖLÜM 3.

Hz. İsa özel bir şeriat getirmediği gibi, bir topluluk, toplumda kuramamıştı. Yalnız Musa dininin temiz, saf şeklini tavsiye etmşti. Halbuki musevilerin bu gelen yeni dine düşmanlıkaları çok büyük çok derin olmuştur ki, inanılmaz bir nefret doğmuştur. Böylecede Ari milletlere giren şey, din adına bir düşünce düzeni değil yüksek ancak karanlık bir kaç fikirlerden ibaretti. Ariler soyutluğa ve hayale istidatlı olduklarında Hristiyanlığa kendi ruh durumlarını uydurmuşlardır. Esasında Allah ruh gök gibi düşünceler tefsir edilmemiş birer kelimeden ibaret iken bu fikirlere ilk anlam ve de şekil veren Pavlos olmuştur. Bu şahıs yunan felsefesin bilen bilen bir yunanlı idi. Ondan sonra gelenlerde Hıristiyanlığı aryen ruha göre geliştirmişlerdir. Böylece İsa adına kurulan din üçlü Allah fikri ile Yunan filozoflarından Eflatün ve Aristo’nun felsefelerinin din şeklinde konulması olmuştur. Hıristiyanlıkta hukuk esaslarına dair. İncil’den fazla bir şey eşit ceza yerine hoşgörü ve de her nevi hükümete itaat etmeleri tavsiye edilmiştir. Musevilik maddiyata ne derece bağlanmışsa Hıristiyanlık ise aksine o derece aksi yöne gitmiştir. Saf bir Hıristiyan’ın dünyadan vazgeçmiş olarak yaşamını devam etmesi gerektir. Dünya bu denli değersizdir. Cismani olan her şey şeytanidir. Her ne kadar Hıristiyan hukukçular bu esaslarla bir toplum kurulamıyacağını anlayarak Tevrat’tan bir çok hükümler almışlarsa da esasen yine maddiyatı değersiz görmek olarak kalmıştır.  
İslamiyet alemi bu iki düşüncenin denge sınırı olan Tanrı Birliği fikrini esas olarak almıştır. Gerçekte İslam aleminin dayanağı olan tevhid düşüncesi pek çokça ayet ve hadislerle bildirilmiş olmakla beraber açıklık getirmek için 4. Bölüm’ümüzde sizlere birkaç delil bildireceğiz.

Bu yazı 27960 kez okundu.

 

İlgili Yazılar

Yorumlar
Yorum Yapın
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Yorumunuz