ilk önce “Onun benzeri yoktur ona benzeyen hiç bir şey yoktur. O, herşeyi duyan ve görendir” Ayett’ini ele alalım : Bu ayet’in birinci kısmı mutlak bir tenzihtir. İkinçi bölümü de teşbih fikridir. İkinci bir kanıt “Ön ve de son, aşikar yada gizli olan odur”ayetidir. Yüce Allah (c.c) Hz.’lerinin birliğini ve azametini bu ayetteki gibi güzellik ve genişlikle tasfir etmek olanaksızdır. İslamiyet aleminde toplum yönetimi de kendine has şekiller göstermişlerdir. Hz.’Peygamber Efendimizin hayatında fiilen cari olmuş toplum yönetiminde bir örnek gösterilemez. Bunun nedeni de Hz. Peygamber efendimizin özel fasıflarıdır. Peygamber efendimizde kibir ve istibdattan eser yoktu. Esas olanlarada Kur-an’ı uygular, teferüatta danışarak kararlar alırdı. danışmaya çağırılan kişiler tam bir vicdan hürriyetine reylerini söylerdi. Peygamber Efendimizin büyük şahsiyetine rağmen onun reyine zıt reyler ortaya çıkardı. Hz.Peygamber bu oylara saygı gösteriridi. İslamiyet dini bütün bütün müslümanları kardeş ilan ettiğinden bir kölenin hukukça en kıdemli bir müslümandan farkı yoktu. Ancak ilim ve fazilet bakımından kıymet dereceleri vardı. İslam dini sınıf tanımıyan bir rejimdir. Hz.Peygamber hakkında açıklık olmayan bütün hususlarda danışmaya baş vurmuştur. Bu danışmaya büttün müslüman alemini çağırmak fiilen mümkün olmadığından bir çeşit ileri gelenlerden oluşan İslam Şurası vardı. Bu ileri gelenler içerisinde Hz. Ebubekir’le Ömer’in özel bir yerleri vardı. Hz.’i Sıddık her zaman orta yolu temsil ederdi. Vermiş olduğu oylar çoğu kez Peygamber (s.a.v) Efendimiz tarafından kabul edilirdi. Bu tutumuna rağmen metaneti emsalsizdi. Hudeybiye barışında Hz.Ömer bile dirayetini kaybetmişken Ebubekirher türlü değişimden masum kalmıştır. Çok kolay adam beğenmeyen Ömer, Ebubekir’i takdir ederdi. Hz. Ömer aşırı olanların deregesi idi. Peygamber Efendimiz çoğu kez Ömerin reylerini değiştirmek zorunda kalırdı. İkinçi oyları arasında sorun olduğunda Ebubekir’inkini tercih ederdi. Ebubekir inandırarak yönetmek isterdi. Ömer ise Hak’kın Belli olduğına dayanarak her işi olduğu gibi idare etmeye yatkındı.Hz. Ömer kendi başına kaldığı zaman son derece büyük şefkat ve de insanlık yolunu tutmuştu. Şefkat ve çömertlikle tanınan Hz. Osman’dan idari ve siyasi bir kabiliyeti yoktu. Hz. Peygamber efendimizin bir de özel meclisi vardı ki, Selmana Farisi, Ebuzer Gaffari, Dıhyetül Kelbi bu meclise dahildir. Bunlar Peygamberlerin ölümünden sonra Hz. Ali’ye katılmışlardı. Dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de Hz.Peygamberin bu şuarada daima oy çokluğu “İcmayi ümmet’e göre karar vermesidir. Hatta ve hatta bu yüzden zararlı sonuçlar da doğmuştur. Uhut savaşındaki yenilgi Hz. Peygamberin oyunun azınlıkta kalmasından ileri gelmiştir. İşte İslamiyetin temelleri böyle bir demokratik sisteme dayanmış olduğu halde daha sonraları özellikle Emeviler devrinde bu ana düşünceler, bırakılmış buna karşılık da bu düşünceler Ari milletler arasında yayılmıştır.
Bu yazı 28537 kez okundu.