Burada kadar görüldüğü veçhile beşerin din başlangıcı bir vahşed değil, belki ibtidai bir kemaldir.Beşer, ister fıtri olarak, isterse bir mürşidin irşadı ile evvela Allahını bulmuş ve ona teslim olmuştur. İlmi esaslara da muhalif olmayan bu hakikat, bizim esas itikatlarımızdandır. Bize göre, dinlerin esası birdir. Bugün Kuranı Kerim’in talim eylediği usulü din ve itikad ne ise , ilk insanların din ve itikadı da o idi. İlk Peygamberlerin veya nuhun tebliğ eylemiş olduğu din ile son Peygamber olan Muhammed Aleyhisselam’ın talim buyurduğu esas itikatlar arasında fark yoktur. Bütün bu dinlerde esas Tvhidi ilahi’dir. Bir Allaha imandır. Allahın birliğine, Meleklerine, kitaplarına iman, hepsinde esastır.Bu esaslarda bütün Peygamberler birdir. Enbiyanın müttefik oldukları usulü din, iman, ve itikat mevzuu olan umumi düsturlar v bunlara istinat eden ahlakiyattır. Esas itibari ile bunlarda değişiklik ve tekamül yoktur. Fakat Peygamberlerin ümmetlerine tebliğ buyurdukları şer’i hükümlerde değişiklik ve tekamül vardır. İstidatların, zaman ve mekanın, içtimai şartların değişmesiyle şer’i hükümlerin bazılarında ibadetlerin şekli haricilerin de değişiklik ve tekamül husule gelmiştir. Zaman ve mekanın değişmesi, eşhasın ahvali ruhuyyesiyle kanunlarda zaman zaman değişiklik husule gelmesi nasıl lazım geliyorsa, şer’i hükümler de zamanın iktizasına, nasın ihtiyaçlarına göre değişiklik vücuda gelmiş bir Peygamberin şeriatında olmayan bazı hükümler, diğer Peygamberin şeriatında gösterilmiş ve birinde olan hüküm sonrakinden kaldırılıp yerine başka bir hüküm konulmuştur.
İşte bunun içindir ki, dinlerde olan tekamül ve değişiklik dinlerin aslında değil, şer’i hükümler denilen fürudadır. Çünkü, Usulü din, maksadı asli olup onda zamanın, mekanın, mizacın tesiri yoktur. Binaenaleyh, dinlerin tekamülünü beşeriyetin gayri iradei mesaisi ve batı bir istihale neticesi saymak her veçhile batıl bir iddiadır. Yukarıda söylediğimiz gibi dinler, Peygamberlerin vahyi ilahiye müstenid tebliğadır. Bununla beraber, dinlerin tedrici bir suretle tekamül etmiş olması da, muhakkak bir şeydir. Bunu da inkar edemeyiz. Fakat bu tekamül, şuursuz ve kendiliğinden olan bir şey değil, belki ilmi ilahinin muktezasıdır. Bir peygamberin şeriatı ne kadar devam edeceği, esasen ilmi ilahide teayyün etmiştir.
Bu yazı 11614 kez okundu.