HAZRETİ MUHAMMEDDİN DOĞUMU
HAZRETİ MUHAMMEDDİN DOĞUMU

Yedi kat gök yedi kat yer kısaca tüm alem sevinç ve büyük hürmet içinde Seyyid-il-Mürselin, hatem-ül-enbiya, Habib-i Huda olan efendisini beklemekteydi. Bütün mahlukat, Hoş geldin ya Resulallah demek için hazırlanmıştı, Hicretten 53 sene evvel Fil vakasından iki ay kadar sonra, Rebi-ul evvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin haşimoğulları mahallesinde Safa tepesi yakınında ki, seadethanede hasretle beklenen, Allah (c.c) Hz.‘lerinin nuru ” Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz”doğdu. O, nun dünyaya teşrifiyle büttün alem, yeniden hayat buldu Karanlıklar efendimizin nuru ile aydınlandı. Şereflerin en yücesine mazhar olan annelerin en bahtiyarı Hazret-i Amine, hamileliğini şu şekild”e anlatır. O servere hamile olduğum günlerde hiç elem ve acı görmedim. Hamile olduğumu bile hissettim, ancak altı aydan sonra bir gün uyku ile uyanıklıuk arasında biri bana, “Senin hamile olduğun kimdir biliyomusun? dedi”  “Bahtiyar annede Bilmiyorum” diye cevap
verdi.  “Bilmiş ol ki, Peygamberlerin sonuncusuna hamilesin”  müjdesini verdi. Doğum zamanı yaklaştığında o şahıs tekrar geldi, dedi ki “Ey Amine Çocuk doğunca, adını “Ahmed” koy, diye bildirdi.. Hz. Amine anamız doğum anını şöyle anlatıyor. -Doğum zamanı geldiğinde, çok güçlü bir ses duydum. Ürpermeye başladım. Hemen arkasından bembeyaz bir kuş gördüm, kuş yanıma geldi kanadı ile beni sıvazladı. Bende Korku ve ürpertiden hiç bir eser kalmadı. O anda çook susadım, hararetten yanıyordum. Yanımda süt gibi beyaz bir kase şerbet gördüm. O şerbeti içmem için bana verdiler. İçtiğim baldan tatlı ve de soğuk idi. Artık sususluğum tamamen geçti, sonra bir nur gördüm, evim öyle bir nurlandı ki, gözüm o nurdan başka bir şey görmüyordu, o, esnada etrafımı bir sürü hanım sardı ve bana hizmet etmeye başladılar. Boyları uzun ve yüzleri güneş gibi pırıl, pırıl parlıyordu. Bunlar, Abdü menaf kabilesinin kızlarına benziyolardı. Bunların birden bire ortaya çıkamalarını hayretler içinde karşıladım. Onlardan biri dedi ki, “Ben Fir’avn’ın hanımı Asiye‘yim” Diğeri de, Ben de Meryem binti İmran’ım. Bunlar da Cennet hurileridir dedi. Yine o esnada beyaz ve uzun gökten yere kadar uzanmış ipek bir kumaş gördüm. “Onu insanların gözünden örtün” dediler. O anda bir bölük kuş peyda oldu. Ağızları zümrütten, kanatları da yakuttandı. Korkudan dehşete düşüp terlemeye başladım, düşen ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O durumda iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Bütün kahinat ı,yeryüzünü doğudan batıya kadar gördüm . Etrafımı melekler kuşatmıştı. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v) doğar doğmaz  o, mubarek başını secdeye koydu, şehadet parmağını kaldırdı. Sonra gökten, onun etrafını bürüyen beyaz bir bulut parcası indi. O anda bir ses işittim,”O’nu mağripten meşrıka kadar her yerde gezdirin. Gezdirin ki, cümle alem O’nu ismiyle, cismiyle ve
sıfatıyla görsünler. O’nun isminin mahi olduğunu yani Allah (c.c)Hz’leri O’nunla şirk eserlerini yok ettiğini bilsinler.” diyordu. O bulut da gözden kayboldu ve Muhammed (s.a.v) Hz.’lerini beyaz yünlü bir kumaş içinde sarılı gördüm . Yine o esnada, güneş gibi parlayan üç kişi geldi. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birbirinin elinde zümretten bir leğen , biriin elinde de bir  ipek vardır. İbrikten sanki bir misk damlıyordu. Mübarek oğlumu leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkayıp , ipeğe sardılar. Sonra mübarek başına güzel koku sürdüler , mübarek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.

Bu yazı 170858 kez okundu.

 

İlgili Yazılar

Yorumlar
  1. ali osman atalar
    10 Mart 2009

    bu yazıları okudukca bilgim gelişiyorbilmediklerim bu sitede okudukca rahat ediyomicim rahatlıyor bilmemki
     

    Cevapla
  2. NUR YILDIRIM
    10 Nisan 2009

    ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL,İNSANI GERÇEKTEN ETKİLİYOR

    Cevapla
Yorum Yapın
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Yorumunuz