Tarihen sabit bir hakikattır ki; İslam dini, edyanı münzelinin son halkasıdır. Bu dini tebliğ eden Muhammed Aleyhisselam’da, Peygamberlerin sonudur. Peygamberliği hususi olmayıp umumidir. Bütün beşeriyete Peygamber gönderilmiştir. Tebliğ etmiş olduğu dinin ahkamı umumidir, her zaman ve mekanda yaşayacak olan akvamın ihtiyaçlarını kafildir. İslam dini hilkatten beri dünyanın herhangi bir yerinde gelmiş geçmiş olan Peygamberlerin hepsine, herhangi bir lisan ile herhangi zaman ve muhitte vahyolunan mukaddes kitablar tastik eder. Sonra olan şeyler kendisinden evvelkilere nazaran daha mütekamil ve daha şümullü olacağı şüphesizdir.
Nasıl ki tekamül kanunu da bunu iktiza eder Aksini iddia etmek, tekamül kanunlarını inkar etmek demektir. İşte bunun içindir ki, bütün dinlerin sonu ve hepsinin en mükemmeli olan İslam dini, kendisinden evvel geçen şeriatların ahkamını ilga ve nesh etmiştir. Güneş doğduktan sonra ay ve yıldızların ışığına nasıl ihtiyaç kalmaz ve güneşin ziyası yanında onlar nasıl sönük ve hükümsüz kalır ise, müslümanlığa nisbetle diğer şeriatlar da böyledir. Onlar hususi birer kandil idi. Güneş çıkıncaya kadar bulundukları yeri bir müddet aydınlatacaklardır. Hakikat güneşi olan Müslümanlık doğduktan sonra, onlara ihtiyaç kalmayacağı tabiidir. Güneşi bırakıp da yıldızların ışığı ile yol bulmaya çalışmak, şüphe yok ki bir dalalettir. Böyle yapanlar gayelerini bulamazlar.
Bu yazı 11511 kez okundu.