Evliya Çelebi 1469 yılında kasım ayında gittiği Urfa’yı şöyle anlatır. “Urfa Nuh tarafından daha sonra yapılan şehirlerden biridir. Semud kavminden Ruha adlı bir Padişahın eseridir. Sonra da Nemrut buranın suyundan ve havasından hoşlanıp Tanrılık iddiasında bulunarak tam olarak 200 yıl burada hayatını sürdürmüş. Hz. İbrahim‘i bu şehirde ateşe attırmıştır. Burası Rum Kayzeri’nin idaresind iken Hz. İsa seyahatla gelip bir kiliseye inmiştir. Onun için de buraya Deyr-i Mesih derler. Bu şekilde bilinir. Havariler burada İncil‘i hazin bir sesle okumuşlardır. Bundan dolayı da bu makama “ruhavi” demişlerdir. Urfa kalesinin arka kısmında “damlacık” adlı bir dağ bulunmaktadır. Bu dağ mel’un Nemrud‘un yaylak taht yeri imiş. Bu dağın yamacında da, göğe doğru yükselen yalçın bir tepe üzerinde büyük taşlarla yapılmış sağlam güçlü duvarlı bir kaledir. Her bir taşı fil gövdesi kadar, şeklide yuvarlaktır. Pırlanta Elmas yüzük gibieşi bulunmayan bir iç kaledir. Duvarları ve Burçları sağlam ve çetin berkitilmiştir.Çevrelerinde hendek yoktur. Çünkü dört tarafı da Gayya Kuyusu gibi yalçın olan kayalarla çevrilidir. Batı kısmı da gayet sağlam ve kuvvetli bir demir kapısı bulunmaktadır. Evliya Celebi, Halil İbrahim Tekkesi hakkında da şunları söyler : İbrahim tekke’sinin içinde bir kaynak vardır ki, Nemrud‘un İbrahim‘i yakmak için yaktırdığı ateşin olduğu yerden çıkmıştır. Çıkan bu kaynaktan tüm camilerlehamam, han, debbağ hane, saraçhane sulanır. İçerisinde rengarenk balıklar yüzer. Dördüncü sultan Murat Bağdad fethine giderken bu tekke’yi ziyaret edip, iki tane balık yakalatarak kulaklarına birer altın küpe geçirmiştir. Kısaca, garip ve acaip bir tekke’dir ki, görülmeye değer bir yerdir. Övmekle bitirilemez dil bile aciz kalır. Birçok odaları, sofaları, mutfağı, kileri ve de türlü türlü misafirhaneleri vardır. Evliya Celebi, tekke’den çıkan suyun çarpıntı gibi hastalığa da çok iyi geldiğini ve de bu yüzden Urfa‘lıların çarpıntı hastalığından uzak ve sağlam yapılı olduklarını sözlerine ekler. Urfa’lıları çok beğenen Çelebi, şu satırları yazmaktan kendini alamaz: “Urfa ahalisi son derece yabancı dostu ve gönül alıcı kimselerdir. Gündüz gece misafirsiz yemek yemezler. Bahadır, yiğit, cesur erleri vardır. Allah-u Teala bu şehir halkına gayet bolluk halil İbrahim bereketi vermiştir. Oldukça bolluk vardır. Halil İbrahim Tekke’si bulunduğundan bu şehirde zulmeden eziyet eden bir idareci kesinlikle yaşamaz. Er yada geç bir kazaya duçar olurlar.
Bu yazı 5479 kez okundu.