Allah (c.c) nin rahmeti üzerine olsun, Hasan Basri Anlatıyor: Bir gün yolda Rabia hatun ile karşılaştım. İki avcunu sıkıca yummuş gidiyordu. Sordum: –Ya hatun, senin avuçlarında ne var? Dedi: – İpliğimi sattım. İki akçe tuttu. Avuçlarımda da bu iki akçe var….. Ben şaka olsun diye: – Ey hatun, akçelerin ikisinide bir avcuna alsan da, diğer elinle de tesbih çeksen ve Allah Allah desen daha iyi olmaz mı? dedim…. Bana şu cevabı verdi: – Bunların ikisi bir araya gelince fitne ve fesad düzenlerler ve kişilere Allah (c.c) unuttururlar. Onun için, ikisini bir araya getirmekten korkarım. Kalbime yol bulmalarını ve de oradan Allah sevgisini çıkarmalarını istemem. Bu nedenle de, bu akçelerin ikisini bir araya kesinlikle koymam. işte bu nedenden dolayı, Peygamber Efendimiz aile , ashabını ve de bütün ümmetini mal, mülk ve dünya sevgisinden uzak durmalarını buyurmuş, Allah (c.c) unutturacak derecede dünyaya bağlı olmamalarını tavsiye etmiştir. Allah (c.c) nin yolundan ve Resulünün yolunda giden büyüklerimiz, mürşitlerimiz, alimlerimiz de aynı şeyleri söylemişler ve de gönüllerin kalplerimizin dünya sevgisinden uzak tutulmasını bildirmişlerdir.. . Bizlerde aile efradımıza dostlarımıza bütün insanlara aynı şeyleri söylemekteyiz.: – Mal, Mülk ve de servet sahibi olabilirsiniz, ancak kalplerinizde yalnız ve yalnız Allah sevgisi yer etsin. Oraya Allah’dan başka şeylerin sevgisine yer vermeyin… Sahabeden Enes İbni Malik anlatır: – Bir keresinde Peygamber Efendimiz evlerinden çıktılar. ve Ebu Zer’in elinden tutarak şöyle buyurdular: – Ey Ebu Zer, önümüzde gayet sarp bir gecit vardır. Oradan ancak yükü hafif olanlar geçebilir. Şu bi gerçek ki her insanoğlunun önünde, kabir hayatıyla başlayan mahşer gününden geçen ve Allah (c.c) huzuruna varan çetin geçitler vardır. Bunları selametle ve de rahatlıkla,ancak Allah dostları geçebilir, kalplerinde Allah sevgisinden başka sevgilere yer vermeyenler geçebilir….. Kardeşlerim, insanoğlu Allah (c.c) dan ne derece korkarsa dinden nasibini o derece almış demektir. Kudreti Büyük ve yüce olan Allah teala, Peygamberimiz (s.a.v) miraca davet ettiği zaman huzur-u ilahisinde sekiz cennet’i, ve bütün nimetleri ile onun bir yanına koydu, dünyayı da diğer yanına koydu. Ancak Allah’ın Resulü Peygamberimiz (s.av.) hiç birine gönül koymadı. Ancak bu arada bir tarafında bütün ihtişamı ile durmakta olan dünyaya hitaben şöyle buyurdu: – Ey hilekar ey vefasız, ey acı ve tatlı gösterici ey buğday gösterip kepek satan ey düşmanla dostu bir tutan, ey hayır görmeyen, yıkanıpta arınmayan, ey vaadinde durmaz, vadini tutmaz ey zalim ey hilebaz, ey velileri aldatan, kafirleri payimel eden… Benim kardeşlerim seni nikahalrken mihr-i müccel verdiler. fakat üç talak ile çabucak boşadılar. Ben ise, zaten sana talib olmadım ve nikahlanmadım ki, boşayayım. Haydi git. Yanımda durma Benim ümmetimin halisleri sana asla gönül vermezler, senin oyunlarına gelmezler….. Dünya ya bunları söyleyen, allah’ın Resul’ü bütün nimetleri ile birlikte diğer yanında durmakta olan cennete de bakmadı. Bunun üzerine Şanı yüce olan Allah (c.c) Hz. leri buyurdu ki: – Ey habibim ve Resulüm Bu cennetler sana müştakdır. Seni isterler. Onlara neden dönüp bakmazsın? Resul (s.a.v) da cevaben buyurdular ki: – Ya Rabbi, ben senin cennetlerine değil, bizzat cemaline müştakım. Cennetlerini değil, cemalini görmek için can atan şu gözlerimle başka hiç birşeye bakamam… Resulullahın bu sözlerine cevaben Şanı Yüce olan Allah dediki: – Ey Habibim ve Resulüm madem ki, cennetlerimi de dünyayı da istemiyorsun sadece benim cemalimi istiyorsun, O, halde gel. Sen benim didarıma layıksın!…. Kardeşlerim, eğer sizde gerçekten o, Peygamberin ümmetinden isen O’nun yürüdüğü yoldan yürü. Sen de gönlünde Allah‘dan başka hiç bir şeyin sevgisine yer verme. O, iki cihanın efendisi olduğu halde Allah (c.c) başka şeylere güvenmiyor, ondan başka şeylere kalbinde yer vermiyor da biz acizlere ne oluyor ki, kalbimizi, gönlümüzü Allah’dan başka şeylerin sevgisi ile dolduruyoruz . Eğer bizde Cemal ilahiyi görmek istiyorsak gönlümüze ondan başkasına yer vermeyelim…….
Bu yazı 172600 kez okundu.