RASULULLAH S.A.V DÜNYAYI ŞEREFLENDİRMESİ
RASULULLAH S.A.V DÜNYAYI ŞEREFLENDİRMESİ
Rasulullah (s.a.v) dünyaya teşrif edecekleri gece, ALLAH (c.c) Hz’leri meleklere şöyle bir emir verdi :
Bütün göklerin kapısını açın
Cennet’in de bütün kapılarını açın”

O muhteşem gece Büttün alem Nura gark oldu. Resululah (s.a.v) doğduğu gece, tüm ehli kitap bilginleri sema da öylesine bir nur gördüler ki, dünya kurulduğundan buyana böyle bir nur görmemişlerdi. Peygamber Efendimiz Mekke de dünyaya gözlerini açtığında gecenin nurundan hepsi anlamışlardı. Aylardan Rebüül evvel, Günlerden de Pazartesi gecesiydi.

Amine Hatun Şöyle anlatıyor :

Hz. Muhammed (s.a.v) efendimiz doğumu gerçekleştiği zaman yanımda kimseler yoktu, yalnızdım. Büyük babası Abdulmuttalip dahi herkes kabeyi tavafa gitmişti. Ben de evimde tek başımaydım. Aniden korkunç çok güçlü bir gürültü ve ses işittim. İnanılmaz büyük bir şey hissettim tüylerim diken diken oldu kalbime korku girdi. Birden sancılandım. Birde beyaz bir kuş belirdi, yanıma gelip göğsümü sığayınca büttün korkularım tamamen yok oldu. Bende hiç bir keder, elem, korku nede sancı kaldı. Daha sonra bana bir tas içerisinde şerbet getirdiler. Aldım içtim o anda kalbim büyük bir nurla doldu. Tam bir huzur ve farahlık bedenimde beynimde hasıl oldu.

Bundan sonra etrafımı bir sürü güzel hatunlar sardı. Hepsi selvi boylu çok güzeldiler. Hepsi geldi etrafımda halka kurup oturdular. Bunları görünce hepsine hayran olup kendi kendime söylenmeye başladım. Acaba bunlar kimdir dedim ?

Bu halimi onlara kim haber verdiyse içlerinden birisi :

Ben İbrahim A.S’IN hanımı Sarayım dedi Diğeri :

Ben Firavun’un eşi Asiyeyim. Diğeri :

Ben Adem A.S’ın hanımı Havvayım dedi. Diğeri

Ben İsa’nın annesi Meryem’im. Bunlarda cennet hurileri dedi. Dünyaya teşrif buyurucak mükerrem nebiyyi tazim için burdayız dediler.

Bu arada gökten yere kadar bir ipekli perde gerildi.

Bu perdenin gerilme nedeni o masum’u cinlerin gözünden saklamak korumak içindi. Dizi dizi yeşil kuşlar geldi. Bunların burunları yeşil zümrütten, kanatları da yakuttandı. Hepsi yakınıma geldiler ve göğsüme kadar yaklaşıp kanatları ve burunları ile beni öper gibi yaptılar. Ondan sonra da çevremde dönüp durdular. Yüce ALLAH (C.C) Hz.’leri gözümden perdeyi tamamen kaldırdılar. Bütün alemi bana açtı. Yeryüzünün mağribi ve meşrığını gördüm. Bir baktım ki, sancak getirdiler. Getirdikleri sancağın birini mağribe diğerini maşriga biri ni de Kabe’nin üstüne diktiler. Semada bir takım adamlar gördüm ki, ellerinde cevahirden ibrik, leyen ve altın tas tutruyorlar. Yine gördüm ki, o mubarek o mükerrem çocuk zahmedsiz ve meşakkatsiz olarak benden doğmuş dünyaya teşrif etmişlerdi. Baktım ki, sünnet olmuş göbeği de kesilmiş ve beyaz bir ipekliye sarılmış. Başını yere koyup secdeye varmıştı. Mübarek sağ elinin şehadet parmağını kaldırıp Yüce Allah (c.c) niyaz ve tazarru ediyordu. Şaşkınlıkla eğilip dinledim şöyle diyordu

Allahu ekber Allahu ekber Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Rasulüh.

Subhan Allahi velhamdülillahi Allah’ım ümetim ümmetim ümmetim diyerek Allah ‘u Azi-mişan’a dua ediyordu. Birden semadan beyaz bir bulut bana doğru geldi. Bulutun içinde at kişnemesi gibi sesler duydum. Bulut yaklaştı yaklaştı oğlum Muhammed’i bürüyüp kapladı birden gözümden kayboldu. Bu esnada bir sesslenici şu şekilde sesleniyordu, Muhammed’i mağribten maşriğa gezdirin tavaf ettirin diyordu. Denizlerin içine daldırın, öyle ki cümle yerde denizdekiler onun teşrif ettiğini şekil ve suretini bilsinler ve haberdar olsunlar. Daha sonra bulut açıldı o, zaman gördüm ki, oğlum Muhammed’i yeşil bir ipeğe sarmışlar üzerinden de sular damlıyordu. Bu arada birinin şöyle dediğini işittim Ne kadar güzel. Muhammed bütün dünyayı mağripten meşrığa kadar dolaştı. Bütün dünya ehli artık ona itaat edecek. Getireceği şeriat ve dini cümle dinlerden üstün olacaktır . Bundan sonra oğluma baktım, yüzü ayın ondördü gibi parlıyordu. Daha sonra üç kişi gördüm ayakta beklilyorlardı. Birinin elinde gümüşten bir ibrik ikincisinin elinde yeşil zümrütten bir leyen üçüncüsünün elinde dürülmüş beyaz bir ipekli vardı. O ipekliyi açtı ve içinden bir mühür çıkardı.Ona bakanların gözleri kamaşırdı. Muhammed’i (s.a.v) o ibrikteki suyla yıkadı. Sonra da iki omuzu arasına mühür vurdu. Tekrar mühürü ipekliye sardı. daha sonra da Muhammed’i kanadı altında bir saat kadar tuıttu sonra da bana verdi. Kendisinde ipekli bulunan melek Muhammed’in kulağına sessiz sessiz çokca kelamlar etti ve iki gözlerinden öptü şöyle dedi :

“Mübarek olsun sana yaa Muhammed sen tüm kalplerde saygı ve muhabbet bulacaksın . sana ve de senin ümmetine yardım gelecek ve kalelerin bütün anahtarları sana verilecek”

İbni abbas r.a anlatıyor :

O muteşem gece, bin yıldır yanan mecusilerin ateşleri tamamen söndü . Yine o gece Sava gölü kurudu O, gece Kisra’nın non dört sütünu devrildi. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin doğması ile zuhur eden alametler sayısız derecede çoktur. Anlatılmakla bitirilmez.

Resulullah’ın dünyayı şereflendirdiği geceyi tazimle ihya edenler. Kadir gecesini ihya etmiş gibi sevap alırlar. Hemde çokça sevap alırlar .

Bu yazı 167761 kez okundu.

 

İlgili Yazılar

Yorumlar
Yorum Yapın
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Yorumunuz