Bunlardan bir kısımları da yer yüzünde her saadet ve iyiliğin yanı başında bir de felaket ve kötülük olduğunu görerek kainatta iki yaratıcı olup bunlardan biri hayr ilahi, diğeri şer ilahı olduğuna inanmışlar.Gök yüzünü, iki ilahın eyleştikleri yer diye tahayyül etmişler. Bir kere hayalhanelerin bu yerleştikten sonra hayr ilahına seve seve, şer ilahına da kötülük yapmasın diye tapınmaya başlamışlardır.
Bunlardan bir kısmı da, gök yüzündeki yıldızları ilahların karargahı ile tanımışlar ve oradaki mabutların yeryüzüne indiklerine, insanların içine karışıp onlarla düşüp kalktıklarına ve hatta evlendiklerine kail olmuşlar ve yüksek dağ tepelerini onların ikametgahı itikat etmişlerdir. Bu batı itikatların sevkiyledir ki, Fenikeliler gök yüzünde eyleşen ve arasına yer yüzüne inen mabutlara mesken olmak için mabetlerini yüksek yerlerde yaparlardı.
Allahın oğlu dedikleri İsanın Allah taala ile beraber gökte oturduğu hakkındaki Hristiyan itikadı da her halde göklere tapınmak itikadının Hristiyanlığa sonradan girmiş başka bir şekildir.
Bu yazı 12190 kez okundu.