ŞEYH ABDÜLKADİR EL-GİLANİNİN DOĞUMU
ŞEYH ABDÜLKADİR EL-GİLANİNİN DOĞUMU

Onun hakkında şöyle anlatılır:
Oğlu Abdulkadir Geylani‘nin doğumu Ramazan ayına tesadüf etmiş ve gündüzleri bir türlü meme emmez olmuş… Ramazan çıkarken hava bulutlu olduğundan ayı göremiyen halk doğru Ümm-ü Hayr’a koşarak çocuğun o gün meme emip emmediğini sormuşlar. “Hayır” cevabını alınca, henüz Ramazan ayının çıkmadığını yani ramazan ayının bitmediğini anlamışlar. Ondan sonra Geylan ülkesinde, Ramazan gündüzün meme emmiyen çocukların şerefli ve ikbali çocuklar olduğu kanaati hakim olmağa başlamış…. Evet annesi onu doğurur doğurmaz keramet eli ona uzanmış ve her yönden başarılara nail olmuştur. Devamlı plarak kerem ve lütuf kucağında himaye görmüş, çeşitli nimetlere mazhar kılınmış itina ile korunmuştur… Onda bu hal 488. Hicri yılında .— Temimi’nin öldüğü yıl — Bağdad‘ gelinceye kadar böyle devam etmiştir. Bağdad’a geldiği sene, onsekiz yaşındaydı. O zamanlar, Bağdad’daki Halife El-Mustazhir Billah idi. Lübnan’lı meşhur vaiz ve mürşid Şeyh Takiyyüddin Muhammed — Ravzatül-ebrar ve mahasinul-ehbar — adlı kitabın da demiş ki  “Şeyh Abdülkadir Bağdad’a vasıl olunca Hızır Aleyhisselam önüne geçip onun Bağdada *girmesine şöyle diyerek mani, oldu : “Ben emir aldım tam yedi yıl süresince, buraya giremeyeceksin.” Bunun üzerine bağdad kıyılarında, yerden biten mübah bakliyatı yemek suretiyle yedi sene bekledi. Kendisine tenbih edilen müddeti doldurduktan sonra bir gece bir ses duydu : “Ey Abdulkadir haydi serbestsin, Bağdada gir.” Bu ses üzerine gayet soğuk ve yağmurlu bir gecede Bağdada girdi. Doğru Hammad bin Müslim Eddebbas’ın zaviyesine gitti. Şeyh :  kapıları kapayın, ışığı söndürün! diye emir verdi. O anda Abdulkadir kapının yanında bir köşede oturmuştu.  O arada kendisine uyku bastı ve uyudu. İhtilam oldu, kalktı yıkandı, tekrar ihtilam oldu ve kalktı yine yıkandı. Bu hali yedi kez devam etti. Her defasında da kalktı yıkandı. Sabah olunca Şeyh Abdülkadir kalkıp içeriye girdi. Şeyh Hammad onu görünce hemen ayağa kalktı, ağlayarak onu bağrına bastı ve şöyle dedi : Evladım Abdülkadir, ikbal bugün bizedir ama yarın sana nasip olacaktır. Sakın bu yoldan ayrılma.

Bu yazı 50402 kez okundu.

 

İlgili Yazılar

Yorumlar
Yorum Yapın
Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Yorumunuz