Selamun aleykum. Ayten hocam ve bütün mümün dostlarımıza . Ayten hocam sitesinizi ilk ziyaret ettiğimden beri çok şeyler öğrendim sayenizde ufkum genişledi verdiğiniz bilgiler sayesinde. Kurban kesmenin , adak adamanın, dinimizce ne kadar önemli ve hayırlı olduğunu sayenizde daha iyi öğrendim Ayten hocam ALLAH.C.C. Sizden razı olsun. İzin verirseniz ben yine yaşamış olduğum adak adama ve kurban kesmenin önemine değinmek istiyorum, ve adağı olan ve yerine getirmeyen ve yahutta getiremeyen mümin kardeşlerimizin bu yazımı önemle okumalarını istiyorum. 1972 senesinde ben 7 yaşındayım ozaman annemin memleleketi olan amasyaya gittik annemin babasının yani dedemin mevlüdü vardı. Rahmetli babam bizi otogarda yolcu etti kendisinin işinin olduğunu İstanbula dönüş biletimizi kendisini burdan alacağını söyledi istanbuldan annem, ablam,abim,ortanca biraderim ve ben otobüse binerek Amasya’ya Hareket ettik , Amasya’ya indiğimizde bizi dayım karşıladı, o gece dayımlarda kaldık sabah olduğunda annemin (ALLAH) uzun ömürler versin yüzü sapsarıydı dayım ne oldu bacım diye sordu. Annem rüya gördüğünü korktuğunu söyledi dayımda hayırdır bacım anlat hele, dedi Annem rüyasında teyzemle el ele tutuşarak mezarlıktan geçiyorlarmış karşılarına ak sakallı bir ermiş çıkmış anneme şöyle demiş. KIZIM AYŞE YARIN YOLCULUĞA ÇIKICAKSINIZ ÇIKMADAN ÖNCE KURBAN KESİN KESMESSENİZ SENİN AİLENDEN BİRİSİ YOLDA KURBAN OLCAK ) demiş ve ermiş dede gözden kay bolmuş. Birgün öncesindede rahmetli babam bizim biletlerimizi almak için topkapıya oto gara gitmiş biletleri öyle biryerden alıymki ailem otobüste aynı sırda olsun demiş, ama enteresan olan birşey var iki tane bir birine rakip olan otobüs şirketinin önünüde durmuş o anda rahmetli babamın kafası karışmş isim vermiyim otobüs şirketlerinin adını A ve B diyelim rahmetli babam A otobüs şirketinden biletlerimizi almış. Dayım da bizi Amasya otogarından otobüse bindirdirdi vedalaştık ve de yola çıktık, ama bizim bindiğmiz otobüsle B şirketinin saatleri aynıymış ve aynı anda yola çıktılar öyle ki yolda birbirleriyle yarış ediyorlar tabiki yolcular tedirgin oldular, neyseki bir süre sonra rakip firmanın otobüsü vaz geçti yarıştan herhalde baktı ki, iş tehlikeye varıyor insanların güvenliği de tehlikeye giriyor sanırım bıraktı yarışı. Ben bir ara arkama doğru döndüm çocukluk ya acaba o otobüs nerde kaldı işte bizim otobüs onu geçti felan diye düşünerek halen arkaya yola doğru bakıyordum ama sürekli aklım o otobüste haaa bak otobüs görünmüyo baya geçmişiz deyip seviniyorum ama yol düz viraj o otobüs yok ve Ankara’ya yaklaşıyoruz. Gün ağramak üzere derken tam önüme döndüm o otobüs aman ALLAHIM olamaz birden yanımızdan hızla geçti aaa nasıl olur olamaz böyle bişey mümkün değil di, çünki arkama ben baktığımda hiç bir aracın uzakta dahi olsa farı yanmıyordu yani o ana kadar bizden başka araç yoktu görüş mesafesinde bile en ufak bir ışık dahi yanmıyodu. Sabah 8 gibi ankaraya girdik ama, yol tıkanmış trafik vardı ve çok yavaş ilerliyorduk bir ara yol biraz açıldı, derken birde ne görelim bizi geçen otobüs şarampole yuvarlanmış yoldaki manzra korkunç yolda parçalanmış karpuzlar yol kenarında yatan ölü ve de bi at arabası bir tarafa savrulmuş. Sonradan öğrendik ki, rakip otobüsün yolcularının ve şöförünün burnu dahi kanamamış ALLAH korumuş. Burdaki, alınması gerken ibret şu annemin gördüğü rüya ve kurban kesmeden yola çıksaydık ermiş dedenin dediği gibi bizim aİleden bir kurban vercektik rahmetli babam da o kaza yapan firmadan bilet alacaktı işte bu ALLAHIN taktiri ilahisi . Sevgili kardeşlerim adaklarınızın zamanını geçirmiyin bin musibeti önler.
Yazan Bahtiyar ERZENLİ
Bu yazı 152713 kez okundu.
Öncelikle Tüm inanan isanlara selamlar olsun, Ey yüce yaradanımın aziz kulları ben Öncelikle yer gök dua üzerine inancıma herzman sadık kalarak yaşamda aldığım nefese şükür ve dua ederek yaşarım. Sonsuz rahman üzerimizden hiç eksik olmasın. Sizlere yaşadığım bir konuyu paylaşacağım. Şubat ayındayız otobusteydım ben dahıl herkesın baktıgı bır muhteremı gormeye sahıt oldum .Diger insanlarda benim gibi iancla bakıp bakmadığını bilmiyorum. Alaycı gulumseme gıbı bakanda vardı. Ak sakallı ve sakalı uzun nur yuzlu yeşil kabanı vardı parmagında yeşil yüzüğü vardı .Bakmaya cesaret edemediğim bakarken hayranlıkla tüylerim ürperircesine içimden yarabbi diye haykırarak ağlamaklı olduğum bir kuvvet hissettim .Kudretine merhametine inandığım Allahım bana görmeyi nasip etti iniallah inanan insanlarda bir gün bu duyguyu yaşasın. Ben hemen selam verdim yalnız okadar konuşmak istememe rağmen sadece heycandan selam verdim selamını aldım. Hz.Hızır yada Ermiş olabilir.Allah her inançlı itikatı yüksek insana nasip etsin.Dünya durdu ben kalakaldım oanda çok şükür yarabbi yüksek merhametine
H Z . HIZIR A.S.
Hz. Mûsâ döneminde yaşamış ve peygamber olması kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir şahsiyet.
Kur’ânı Kerîm’de, Hızır (a.s.)’in isminden açıkça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi’nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kıssadan “Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul…” (18/65) diye sözü edilen şahsın Hızır (a.s.) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu şahsın Hızır olduğu açıkça belirtilmiştir (bk. Buhârî, ilm 16, 44, Tefsîru’l-Kur’ân, Tefsîru Sûrati’l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174).
Bu rivayetlere göre bir gün Hz. Mûsâ isrâil oğulları arasında vaaz ederken ona kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadığı sorulmuştu. Hz. Musâ: “Hayır, yoktur!” diye cevap verince Cenâb-ı Hak bir vahiyle Hz. Mûsâ’yâ Mecme’u'l-Bahreyn’de (iki denizin kavuşum yerinde) kullarından salih bir kul olan el-Hadir (Hızır)’in kendisinden daha âlim olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Hz. Mûsâ hizmetinde bulunan genç bir delikanlı ile Hızır’i bulmak üzere uzun bir yolculuğa çıktı. ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, yolculukta yemek üzere azık olarak yanlarına aldıkları balıklarını unutmuşlardı ve Balık bir delikten kayıp denizi boylamıştı. Hz. Mûsâ oradan bir süre uzaklaştıktan sonra yemek için delikanlıdan balığı çıkarmasını istediği zaman balığın denize dalıp kaybolduğunu fârk ettiler. Hz. Mûsâ’nın Hızır’ı bulmasının alâmeti, bu balığın kaybolması olduğundan derhal oraya geri döndüler ve orada Hızır (a.s.)’i buldular. Bundan sonra Hz. Musa’nın Hızır ile, Kehf Sûresi 66-82. âyetlerinde anlatılan yolculuğu başladı.
Hz. Musa’nın yolculuğunda azık olarak taşıdığı balığın Mecme’u'l-Bahreyn’de denize dalıp kaybolması, bazı rivayetlerde ve çeşitli İslâm milletlerinin folklorunda, bu arada Türk folklorunda da bu suyun âb-i hayat olduğu, ölüleri bile canlandıran, içenleri ölümsüzleştiren bir hayat iksiri olduğu seklinde izah olunmuş, burada balığın canlanıp denize dalması meselesinde bir peygamberin hayatının ve Cenâb-ı Hakk’ın kudretinin söz konusu olduğu unutulmuştur. Buna bağlı olarak, Mecme’u'l-Bahreyn bölgesinde yaşayan birisi olarak Hızır (a.s.)’a da ölümsüzlük isnâd edilmiş ve kendisine beser üstü güçler ve yetkiler verilmiştir.
Hızır aleyhisselâma verilen ilmin mahiyetini anlayabilmek için Musa (a.s.) ile olan yolculuğunu Kur’ân-ı Kerîm kısaca şöyle anlatır: Hızır (a.s.), yolculukta karşılaşacakları olaylara Musa peygamberin sabredemeyeceğini kendisine hatırlatmış ve O’ndan sabır için söz almıştır (el-Kehf,18/66-70). Önce deniz sahilinde, yolculuk için bir gemiye binmişlerdi. Hızır (a.s.) bir balta ile gemiyi delince kaptan tamir için geri dönmek zorunda kalmıştır. Musa (a.s.) sabredemeyip söyle demiştir: “Gemiyi, yolcularını boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın” (el-Kehf; 18/71). Yolculuğun sonunda, ilk bakışta görünmeyen ve perde arkası bilgi niteliğindeki sebebi Hızır (a.s.) şöyle belirtir: “O, deldiğim gemi, denizde çalışan birkaç yoksulundu. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü gemi yolculuğa devam ederse, ileride her sağlam gemiye el koyan bir kral (deniz korsanları) vardır” (el-Kehf, 18/79). Yolculuk sırasında, diğer çocuklarla oynamakta olan bir çocuğu öldürdü. Musa (a.s.): “Kısas olmadan, masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın, dedi” (el-Kehf,18/74). Küçük çocuğun bu erken yaşta vefat ettirilme sebebi Hızır (a.s.) tarafından şöyle açıklandı: “Öldürdüğüm erkek çocuğa gelince; onun anne ve babası mü’min kimselerdi. ileride onları isyan ve inkâra sürüklemesinden korktuk istedik ki, Rableri bu ölen çocuk yerine kendilerine ondan daha temiz ve daha merhametli birini versin” (el-Kehf, 18/80,81). Burada Cenâbı Hak’kın, anne-babanın hayırlı kimseler olması sebebiyle, ileride kendilerini üzecek, büyük sıkıntılara sokacak bir çocuğu erken yasta vefat ettirip, onun yerine daha hayırlı bir evlâdın verilmesinin, gerçekte o aile için ” hayır” olduğuna işaret ediliyor.
Yolculuğun üçüncü merhalesi Kur’an’da söyle anlatılır: “Musa ve salih kul yollarına devam ettiler. Sonunda bir köye varıp, halkından yiyecek istediler. Halk ise onları misafir etmek istemedi. Musa ve salih kul, orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler, Salih kul hemen onu doğrultuverdi. Bunun üzerine Musa: “isteseydin buna karşılık bir ücret alırdın, dedi. Salih kul şöyle dedi: işte bu seninle benim aramızın ayrılması demektir. Sabredemediğin şeylerin içyüzünü sana anlatacağım” (el-Kehf, 18/77,78). Evi, ücretsiz tamir etmesini salih kul (Hızır) söyle açıklar: “Bu ev, şehirde iki yetim çocuğun idi. Duvarın altında kendilerine ait bir hazine vardı. Bunların babaları salih bir kimseydi. Rabbin, onların rüştlerine erip, hazinelerini bizzat kendilerinin çıkarmalarını istedi. Bu Rabbinden bir rahmettir. Ben bunları kendiliğimden değil, Allâh’ın emriyle yaptım. işte, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur” (Kehf 18/82).
Bu hikmetlerle dolu yolculuktan, insanların günlük hayatta karşılaştıkları bir takım olayların, bazan büyük felaketlerin bir görünen yüzünün bir de asıl perde arkasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bazen şer olarak görülen olayların arkasından büyük hayırların ortaya çıktığı görülmektedir. Âyet-i Kerîmelerde söyle buyurulur: “Hoşumuza gitmediği halde, savaşmak size farz kılındı. Belki de hoşumuza gitmeyen bir şey sizin için daha hayırlıdır. belki hoşunuza giden bir şey de sizin için daha kötüdür. Allah bilir siz ise bilmezsiniz (el Bakara, 2/216). “… Eğer karılarınızdan hoşlanmıyorsanız. olabilir ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah, sizin için çok hayır takdir etmiştir. ” (en-Nîsâ, 4/19). Rasûlullah (s.a.s.), Hızır(a.s.)’in ilmiyle ilgili olarak, gemi yolculuğu sırasındaki bir konuşmayı söyle nakleder: “Bir serçe, denizden gagasıyla su alıp, gemiye konmuştu. Hızır (a.s.) bunu Hz. Musa’ya göstererek şöyle dedi: Allah’ın ilmi yanında, benim ve senin ilmin, su serçenin denizden eksilttiği su kadar bir şeydir” (Buhârî, ilm, 44, (el-Enbiyâ, 27, Tefsîru Sûre 18/2; Müslim, Fezâil, 180; Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 311, V, 118; bilgi için bk. Ibn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, İstanbul 1985, V,172-185).
esselamu aleykum oncelikle yazima ALLAH razi olsun sizden diyerek baslamak istiyorum ben yurtdisinda yasayan bi gurbetciyim bugun namaz vakitlerine bakarken tesadufen evliyalarin resimleri ve hayatlarini gosteren bi siteye baktim onlara bakerken neden benim mursitleriminde burada resmi yok diye huzunlendim zira bugune kadar hic biryerde onlarla ilgili bi yaziya yada resme rastlamamistim oradada bulma ümidi vardi icimde goremeyince epey uzuldum simdi yine sabah ezani vaktine bakmak icin sitenize tevafuken girdim yazilari okurken ABDULKADIR GEYLANI ismi dikkatimi cekti ve okumaya basladim derken diger evliyalarada baktim gecenin bu gec saatinde mursidim URFALI DEDE OSMAN AVNI BABAMIN HAYATINI icimde kopan volkani gozleriminden akitarak okuyorum hocamin cok eskiden bana anlattigi kerametleri hayatlari…. bu o yuce efendilerimizin bi kerameti degilde nedir HAYRI BABAMIN NIYAZI BABAMIN EMIN BABAMIN…Gunduzki buruklugum gecti onlar oyle yuce ALLAH dostlariki gurbetteki garip bi evlatlarini bile kalbi buruk birakmiyorlar ki o kisi buna layik olmasa bile sitenizle tanistigim icin cok mutluyum ALLAHIM islerinizi rast getirsin ve sizden ricam diger mursitlerimin hayatlarinida koyarsaniz cok sevinecegim ALLAHIM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN selamun aleykum